Gerek basılı gerekse internetten yayın yapan gazelerde artık görmeye alıştığımız manzaraları düşünüyorum. Nasıl oldu da alıştık? Hergün bir tecavüz, cinayet, bir aile faciası ve belkide işin aslını bilmediğimiz bir çok iftira olayı. Böyle şeylere alışılır mı?
Türkiye olarak her zaman buhranlı, sorunlu geçişler yaşadık. Toplumsal çatışmalar hiç bitmedi ve belki de hiç bitmeyecek. Bunların toplumda ve bireylerde açtığı yaralar sarılamadı, sarılamıyor. Daha da kötüsü yaralar açılarak büyümeye devam ediyor. Şu anda çeşitli sebeplerle toplum düzeninden ve adaletten verilen tavizler bize geri dönüyor. Aflar, düşünülmeden çıkarılmış yasalar, toplum dinamikleri gözetilmeden yapılan Avrupa birliği uyum yasaları, ceza infaz sisteminin zayıflığı ve hatalı adli kararlar. Sonucunda adalete inanmayan, ceza korkusu olmadan anlık planlarla suç işleyebilen, aile içi bireylerin bile birbirinin güvenliğini garanti etmediği tersine onun için bir tehlike oluşturduğu bir topluma dönüştük.
Sepebleri ayak üstü sıralamanın dışında bu konuda uzmanlarında bir çalışma yapması gerekiyor. Çalışma sadece sorunu ortaya koyma amaçlı değil aynı zamanda yaralara merhem olmayı da amaçlamalı. Bahsettiğim şey bir toplumsal rehabilitasyon. Bu sadece insaları eğitime alarak değil, bunu destekleyecek, yasal ve yapısal düzenlemeleri de gerektirecektir. Bu işe kalkışmak tek başına bir siyasi iradeyle olacak iş değildir. Bu bütün toplumun elini taşın altına koymasını gerektirece hayati önemi olan büyük bir projedir. Çok geç olmadan! Bu yazı 3564 defa gösterilmiştir Facebook'ta Paylas
|